Nevbahar Koç’un Boğaz Yalısı: Tasarım ve Aile Anılarıyla Dolu Bir İçgörü
Nevbahar Koç’un Boğaz Yalısı: Tasarım zarafeti ve aile anılarının iç içe geçtiği, ilham veren bir içgörü yolculuğu.
Boğaz’ın zarif yalılarından birinin kapıları, iç mimar Martyn Lawrence Bullard’ın ziyaretine açıldı. Nevbahar Koç ile birlikte yalıyı inceleyen ünlü tasarımcı, mekanın büyüsünü ilk bakışta kabul etti ve izleyenlerine hayranlığını açıkça dile getirdi.
İkonik mimar Bullard, bu muhteşem mekanda Nevbahar Koç’un yaşamında önemli bir yere sahip olduğunu vurgularken, dostluğun yıllara dayandığını da dile getirdi. “Böylesi bir şehirde yaşıyorken bile bu yalı, etkileyici ve kıskanılacak derecede özel bir yer.” sözleriyle mekanın öne çıkan özelliklerini özetledi. İçeride dolaşırken, yılların tecrübesiyle şekillenen tasarım yaklaşımı ve yalıya getirilen sanatsal dokunuşlar dikkat çekti.
“Yalıyı bu hale getirmek için uzun bir süreç geçirdim,” diye cevap veren Nevbahar Koç, mekânın zorlu yapısını ve sahip olduğu geleneksel mimariyi nasıl modernize ettiklerini anlattı. Büyük salon ile ona açılan dört odanın dengeli uyumunu sağlarken, dekor sürecinin matematiksel bir uğraş olduğuna vurgu yaptı; tasarım teorisinin hayatında her adımda belirleyici bir rol oynadığını belirtti.
Salonun üzerinde konuşulan özel tablonun, Ali ve Nevbahar Koç çiftini yansıttığı düşüncesi ziyaretçiler arasında merak uyandırdı. Yalıyı estetik olarak zenginleştiren bu detay, mekâna kattığı ruhla dikkat çekti.
Kayıpedenin Laikli Yansıması Nevbahar Koç, koç ailesinin geçmişine ve bu değerin yavaş yavaş günümüze taşıdığı anlamlara dair konuşmasını sürdürdü. Evi, iki çocukla birlikte yaşanan sıcak bir aile yuvası olarak nitelendirdi ve “Ali Koç’un bu evde büyüdüğünü” ifade etti. Rahmi Koç’un bu yeri ailenin mirası olarak devrettiğini hatırlatan Koç, yalıyı orijinal ruhuna sadık kalarak modernize ettiklerini sözlerine ekledi.