Aşure Geleneği: Muharrem’de Balkan Köylerinde Yaşayan Lezzet ve Dayanışma
Muharrem’de Balkan köylerinde aşure geleneğini, paylaşım ve dayanışma dolu lezzetli bir yolculukla keşfedin.
Arabadan gelen sobanın başında, kuşatan soba dumanı arasında hazırlanan aşure sofraları, muharrem ayında köy köy yankılanıyor. İçinde buğday, nohut, fasulye ve kuru meyvelerin yanı sıra tarçın ve şeker gibi yaklaşık kırk malzeme bulunan bu yemeğin kokusu, evleri sarıyor ve herkesin paylaşmasıyla bereket büyüyor.
Gelenek, Balkan köylerinde evlerin bahçelerindeki kazanlarda kaynamaya başlar; gençler ve kadınlar ortak bir çalışma içinde, sabahın erken saatlerinde başlayan telaşla malzemeleri bir araya getirirler. Bu süreç, birlik ve dayanışmanın simgesi olarak görülüyor.
Pehlivanköy’ün Kuştepe köyünde yaşayan Gülşen Gürses ile annesi Mürvet Gürses, AA ekibine verdikleri röportajda bu geleneğe sahip çıkmanın onurunu paylaştı. Aşurenin, Hz. Nuh’un öğretilerinden ilham aldığını ve zor zamanlarda bile paylaşmanın değerini hatırlattığını belirttiler.
“Bir yokluk yemeği olarak da görülebilir bu tarif,” diyen Gürses, tufanda her şeyin azaldığı anlarda bile tencereden yükselen koku ile moral bulduklarını ifade etti. Aşurenin tadı ve kıvamı, belirli aromalarla zenginleştirilir ve herkes için doyurucu bir çorba haline dönüşür.
Bu ayda kaynaz kaynayan kazanlar, sezgiyle atılan odun ateşiyle pişirilir ve köy halkı bu lezzeti paylaşırken birlik duygusunu pekiştirir. Hz. Nuh’un mirası olarak görülen bu yemek, artık kaybedilecek hiçbir şey olmadığında dahi sofralarda yeniden can bulur.