Kabak Kemane Ustası Taşkın Tuncer: Gelenekten Geleceğe Taşınan Müzik Mirası
Kabak kemane ustası Taşkın Tuncer’in gelenekten geleceğe taşıdığı müzik mirası ve ustalıkla örülmüş melodilerle zengin bir ritim yolculuğu
Orta Asya kökenli geleneksel kabak kemaneyle uğraşan Taşkın Tuncer, bu değerli mirası gelecek kuşaklara aktarmak için yeni çıraklar arıyor. Aydın Efeler’de yaşayan 43 yaşındaki sanatçı, bağlama ve halk oyunlarına olan ilgisini gençliğinde keşfetmiş; halk oyunları yarışmalarında gördüğü Özgür Çelik’in icrasından etkilenerek kemaneye yönelmiştir.
2002 yılında konservatuvara adım atmadan önce, enstrümanı bulmakta yaşanan güçlükler karşısında hayal kırıklığı yaşamıştır. Hasır Pazarı’ndan aldığı bir kabağın telinin kopması, onun bu enstrümanın yapım sürecini incelemeye yönelmesini tetiklemiştir. Otelde geçirdiği günlerde hobi olarak başlayan kabak kemane yapımı, zamanla tutkuya dönüşmüş ve 2018 yılında kendi dükkanını açmasına yol açmıştır. 16 metrekarelik küçük atölyesinde ustalıkla ürettiği kabak kemanelerini meraklılarına sunmaktadır.
Tuncer, 2022 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” unvanını almış, bu başarısıyla geleneksel enstrümanları yaşatmayı bir misyon haline getirmiştir. Müzik aletlerinin ortak bir dil kurduğunu ifade eden sanatçı, bu sayede farklı ülkelerden insanlarla bağı güçlendirdiğini belirtiyor. Kabağın kurutulmuş kabuğundan gövde yapılanması, deriyle kaplanıp sap, burgu ve tellerin uyumla birleşmesiyle enstrümanın ortaya çıktığını anlatıyor.
Gövde seçimi ve boyutlandırmanın ne kadar kritik olduğunu da vurgulayan Tuncer, her kabağın enstrümana dönüştürülemeyeceğini söylüyor. “Gövde için yaklaşık 3 bin kabağın arasından 50 ila 100 arası üretim yapıyoruz” diye konuşuyor. Kendini çok seven bu enstrümana olan tutkusu, onu farklı ülkelerde sahne almaya götürdü ve yeni insanlarla tanışmasını sağladı.
Üstün bir paylaşım aracı olarak görülen kabak kemane, ortak bir dil kurduğunu vurguluyor. Elinde hangi enstrüman olursa olsun dünyanın farklı yerlerinde insanlar aynı duyguyu paylaşıyor. Bu yüzden Tuncer için müzik, kültürel etkileşimi güçlendiren bir köprü görevi görüyor.
Çırak bulma arayışında zorlanan sanatçı, “Bayrağı devredeceğim güvenilir bir yardımcıya ya da çırak bulamamaktan endişe ediyorum” diyor. Halk eğitim merkezlerinde yaptığı kısa süreli eğitim girişimlerinin de beklenen ilgiyi görmediğini ekliyor. Yeni neslin teknolojinin etkisi altında kalması, geleneksel sanatlara olan merakı azaltıyor; bilgisayar ve tabletlerle oynamak bugün gençlerin dikkatini topluyor.