Darende’ye Adanmış Bir Ömür: Uluslararası Akademik Buluşmada Tasavvuf ve Medeniyet Sözü
Darende’yle özdeşleşen ömür: Tasavvuf ve medeniyetin uluslararası akademik söylemiyle derinleşen bir yolculuk.
Darende merkezli bir eğitim ve gönül bağını konu edinen eser, Es-Seyyid Osman Hulüsi Efendi’nin hayatını ve düşünce dünyasını mercek altına alırken, Türk dünyasının ortak mirasını akademik bir perspektifle ele alıyor. Program, Özbekistan ile Türkiye arasındaki kadim bağları, tasavvuf geleneğini ve medeniyet ortaklığını inceleyen çokdisiplinli bir çalışmanın tanıtımı olarak öne çıktı. Urgenç Devlet Üniversitesi’nin iki fakültesinin iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, yöneticilerden öğrencilere kadar geniş bir katılım sağlandı.
2 ciltlik eser, Prof. Dr. Süleyman Doğan ile Prof. Dr. Cihan Okuyucu’nun kaleminden çıkmış olup Hulüsi Efendi’nin yaşamı, hizmetleri ve Darende merkezli eğitim-erken eğitim, sosyal yardım ile kültürel faaliyetleri kapsayan kapsamlı bir kavramsal çerçeve sunuyor. Program, yalnızca bir kitap tanıtımı değil; Orta Asya ile Anadolu arasındaki derin ilim, irfan ve gönül bağlarının yeniden canlandığı önemli bir kültürel buluş olarak değerlendirildi.
Tanıtım konuşmasını yönlendiren yazarlar, eserin yalnızca biyografik nitelikte olmadığını, Türk-İslam medeniyetinin ortak değerlerini gelecek kuşaklara taşımayı hedefleyen geniş kapsamlı bir araştırma olduğunu vurguladılar. Özellikle Oğuz diyarında yapılmasının tercih edildiğini belirterek, Harezm ve Oğuz Türkleriyle olan tarihî bağlara dikkat çektiler ve bu mirasın gün yüzüne çıkarılmasının gerekliliğini ifade ettiler.
Seyyid Osman Hulüsi Efendi’nin hayatında halka hizmet eden bir yaklaşımın izleri, Doğan’a göre, yalnızca din görevliliğiyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda eğitimci, mürşit ve toplum önderi olarak da geniş kitlelere yön veriyordu. Kütüphane sevgisiyle somutlaşan ilim tutkusunun, eğitim ve gençlerin yetiştirilmesi ile özellikle kız çocuklarının eğitimi konularındaki ileri görüşlerine değinildi.
Eserin hazırlanması yaklaşık üç yıl sürmüş; farklı disiplinlerden gelen akademisyenlerin ortak çalışmasıyla şekillenmiş ve temel amacı; kamil insan yetiştirme vizyonunu gelecek kuşaklara aktarmak olarak tanımlandı. Vakıf desteğiyle ücretsiz sunulan çalışma, alanında önemli bir başvuru kaynağı olarak görülüyor.
Programın açılışında, akademisyenler Harezm, Buhara, Semerkant ve Anadolu arasındaki süreğen kültürel ve manevi etkileşime vurgu yaptı. Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cihan Okuyucu, Orta Asya’nın İslam medeniyetinin önemli merkezlerinden biri olduğunu ve bu toprakların yalnızca ilim erbaplarını değil, gönül erlerini de yetiştirdiğini belirtti. Urgenç’te bulunmaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden Okuyucu, burada ders vermeye değil, öğrenmeye geldiğimizi vurguladı ve bu topraklardan yetişen büyük isimleri hatırlattı.
Tasavvufun günümüz dünyasındaki yerinin tartışıldığı oturumlarda, temel amacın insanın iç dünyasını güzelleştirmek olduğuna vurgu yapıldı. Okuyucu, tasavvufun insan sevgisi, ahlak ve hizmet odaklı bir eğitim sistemi olduğuna işaret etti ve gönül erlerinin toplumsal kalkınmaya katkısını dile getirdi.
Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Oğuzhan Aydın ise Türk-İslam medeniyetinin Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan tarihsel yolculuğunu hatırlattı; Harezm, Buhara ve Semerkant’ın hafızadaki yerine dikkat çekti. Anadolu’nun şekillenmesinde Ahmet Yesevi’den Yunus Emre’ye, Şah-ı Nakşibend’den Somuncu Baba’ya uzanan manevi çizginin etkili olduğuna değindi. Hulüsi Efendi’nin şiirlerinden ve öğütlerinden örnekler veren Aydın, onun hizmet odaklı yaklaşımının günümüzde de önemini vurguladı.
Yalova Üniversitesi’nden Dr. Kemal Demir ise Darende’nin sadece bir ilçe olmadığını, aynı zamanda bir medeniyet ve gönül merkezi olduğunu söyledi. “Darende, Orta Asya ile Anadolu arasındaki irfan ve maneviyat geleneğinin canlı temsili” olarak değerlendirildi. Eserin akademik değerine dikkat çeken Demir, Hulüsi Efendi’nin hayatını ve fikirlerini bütüncül bir bakışla ele alan çalışmanın gelecek araştırmalar için değerli bir kaynak teşkil edeceğini ifade etti.
Etkinlik kapsamında, Türkiye ile Özbekistan arasındaki bilimsel iş birliğinin güçlendirilmesi, ortak miras üzerinde yeni çalışmaların başlatılması ve Türk dünyası üniversitelerinin etkileşiminin artırılması yönünde görüşler paylaşıldı. Tasavvuf, düşünce tarihi ve kültür mirası alanlarında yürütülecek çalışmaların, Türk dünyası halklarının birbirine olan güvenini pekiştireceği belirtildi.
Programa katılan akademisyenler ve öğrenciler, eserin yazarlarıyla fikir alışverişinde bulundular ve değerlendirmelerini paylaştılar. Urgenç’teki tanıtımın, Darende’nin manevi ve kültürel mirasının uluslararası akademik çevrelere taşınmasına yönelik önemli bir adım olduğu belirtildi ve bu mirası gelecek kuşaklara aktaracak çalışmaların artacağı mesajı verildi.