DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Erzincan’ın Bakır Zanaatıyla Yaşayan Evi: Selahattin İnler’in El İşleriyle Dolu Bir İç Oda

Erzincan’ın bakır zanaatıyla dolu iç odası: Selahattin İnler’in el işlerinde yaşamın estetiği ve zarafeti.

11.06.2026
A+
A-

Erzincan’da 55 yıldır bakırı sabır ve ustalıkla işleyen Selahattin İnler, yıllar içinde biriktirdiği el emeği eserlerle evini adeta bir sanat galerisine dönüştürdü. Çocukluğundan bu yana bakırla yoğrulan yaşamı, günün büyük kısmını atölyesinde geçirmesine olanak tanıyor.

Yaşının 65’ine ulaşmasına rağmen üretimini sürdüren İnler, bakır sanatını tek elde bırakmayan bir beceriyle, atölyeden yayılan ince işçilik ve sabırla şekillendiriyor. Evde ortaya çıkan pek çok eşya, onun el emeğinin birer kanıtı olarak sergileniyor ve odaları süsleyen sehpalar, avizeler, saatler ile vazolar geleneksel oyma tekniklerinin izlerini taşıyor.

Geleneksel el sanatlarının inceliklerini her detaya yansıtan İnler, kendisi için bakımı sadece bir meslek değil, yaşam biçimi olarak tanımlıyor. Evindeki çoğu unsur onun kendi üretimi olup, komşuların ve misafirlerin de büyük ilgisini çekiyor. Duvar saatinin yapımı yaklaşık 20 gün sürüyor; orta sehpa, avizeler, duvar saatleri ve ayaklı saatler gibi ürünler büyük emekle ortaya çıkıyor.

Çırak bulmanın giderek zorlaştığı günlerde, Erzincan’da bu sanatı canlı tutmaya çalıştığını ifade eden İnler, mesleğin çoğunun yok olma noktasına geldiğini belirtiyor. Yaptığı işin yüzeysel olmaktan uzak, bakırı tamamen oyup şekillendirdiğini vurguluyor: “Benden başka bu işi yapan kimse yok.”

Bakır sevgisi yaşamının her alanına yayılan İnler, “Nereye baksam bakır görüyorum” diyor. Ürettiği eserlerin nesiller boyu dayanacağını ve dededen toruna aktarılabileceğini savunuyor; bu eserlerin kolay kolay bozulmayacağını ve çocuklar ile torunların da kullanmaya devam edebileceğini ifade ediyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.