Karacabey’de Odun Ateşinde Çay Zihniyetinin Günlük Ritüeli
Karacabey’de odun ateşinde çay ve zihin ritüeliyle günlük sakinliğe yolculuk; samimi, doğal ve huzurlu anlar sunar.
Güneşin kavurduğu Karacabey tarımsal alanlarında çalışan işçiler, öğle molalarında birbirinden farklı bir motivasyonla enerji toplamaya devam ediyor. Gün boyunca yoğun emeğin içinde, metal mataralarda kaynayan suyla demlenen çay onların en önemli dinlenme anını oluşturuyor.
Salçalık domates ve biber fidelerinin dikimi geçtiğimiz yıllara kıyasla daha geç başlayıp uzun yaz günlerinde sürerken, tarlalarda çalışmanın zorlukları da artıyor. Ancak öğle paydosunda, odun ateşinin etrafında toplanılan mataralardaki sıcak suya çay eklenince, çalışanlar için günün en değerli molası başlıyor.
Çay, bu zorlu çalışmaların ödülü olarak görülüyor. Odun ateşinin közünde demlenen çay, özellikle kadın işçiler için yorgunluğu unutturuyor ve açık havada içtiği lezzetin ev ortamındakinden çok farklı olduğu belirtiliyor. İşçiler için çay, sadece bir içecek değil, bir yaşam biçimi hâline gelmiş durumda.
Çay hazırlığını her gün sabah azimle sürdüren ve öğle paydoslarının koordinesini yapan çavuşun eşi Güler Şengül, aynı anda mataralar ile çaydanlıkları bir araya getirerek, tarlada yanmanın sıcaklığında suyun kaynamasını sağlıyor. İşçiler, yemeklerini yemeden önce çayın tadını alıyor ve demlenmiş olarak günlerine devam ediyorlar.
“Bu çay bizim zahmetimizin ödülü” sözleriyle ifade ettikleri bu ritüel, yazın ağır koşulları altında bile vazgeçilmez bir alışkanlık olarak sürüyor. Karacabey Ziraat Odası İkinci Başkanı Ramazan Düzen de, işçilerin gündelik çalışmasının sıcak günlerde nasıl bir mücadeleye dönüştüğünü hatırlatıyor; öğle molası sonrasında hemen çay saatine geçiş yapılıyor ve odun ateşinde hazırlanan çayın tadı, onların gün içindeki enerjisini artırıyor.