Kayseri Arkeoloji Müzesi: 38 Binden Fazla Eserle Zamanlararası Bir Yolculuk
Kayseri Arkeoloji Müzesi: 38 binden fazla eserle tarih yolculuğuna çıkan, geçmişten günümüze uzanan eserler arkeolojik zenginlikler.
Kayseri Arkeoloji Müzesi, yaklaşık 38 bin parçalık koleksiyonuyla ziyaretçilerini Erken Tunç Çağı’ndan Osmanlı’ya uzanan geniş bir tarih yelpazesine taşıyor. Şehrin tarihi kale içinde konumlanan müze, 8 ana salon ve 3 yan bölümle toplamda 11 sergileme alanı sunuyor ve Kentin köklü geçmişini gün yüzüne çıkartıyor.
Müzede, Kültepe Kaniş/Karum’daki arkeolojik kazılardan çıkarılan kil tabletler ve idoller ile birlikte inşaat çalışmaları sırasında bulunan görkemli Herakles Lahdi önemli yer tutuyor. Yıllardır süregelen kazılarla elde edilen buluntular, Kayseri’nin yedi bin yıllık tarihindeki uygarlıkların günlük yaşam ve inanç biçimlerini yansıtan zengin bir arkeolojik repertuar oluşturuyor.
Kayseri Arkeoloji Müzesi Müdürü Gökhan Yıldız, AA muhabirine yaklaşık 38 bin objenin ziyaretçilerle buluştuğunu ifade ediyor. Erken Tunç Çağı, Büyük Hitit İmparatorluğu ve Doğu Roma ile Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler, bu günlere kadar gelen çok yönlü kültür mirasının bir parçası olarak görülebilir. Bu yıl Yeşilhisar’daki Yeşilova Höyüğü kazılarının başlamasıyla envanterin daha da genişlemesi bekleniyor.
Arkeolojik çalışmaların Kayseri üniversitelerinin arkeoloji bölümlerinin olmamasına rağmen büyük ilgiyle yürütüldüğünü dile getiren Yıldız, “Bu geniş medeniyet coğrafyasında şimdiye kadar yapılmış çalışmaların sadece ön sözü bile değildir. Şehrimizin her köşesinde, her mahallesinde, kendisini gösterebilecek pek çok kalıntı bulunuyor.” diyor.
Herakles Lahdi gibi nadir eserler, müze için özel öneme sahip. Lahdi, 1992 yılında Gültepe Mahallesi’nde bulunan bir temel kazısı sırasında ortaya çıktı ve Anadolu’da bu tür plastik eserlerin nispeten az sayıda örneğinin bulunduğunu gösteriyor. Türk kültür mirası açısından bu eserler, bazıları için “Anadolu Kültürünün yarı yürekli kahramanı” olarak değerlendiriliyor.
Yıldız, imar faaliyetleri sırasında karşılaşılan kültür varlıklarının kırılmasından kaçınmak adına vatandaşların duyarlılığını vurguluyor. Birçok eser, vatandaşların dikkat ve işbirliği sayesinde müzeye kazandırılıyor. Yakında Karaşeyh Mahallesi’ndeki bir türbeye yerleşen ve Roma dönemine ait olduğu tespit edilen tarihi sütun parçası da müze tarafından himaye altına alınmış durumda.
Bazı eserler, toplumsal ya da dini bağlamda farklı anlamlar yüklenerek kullanılmış. Bir ihbar ile öğrendiğimiz bir olayda, bir sütun gövdesi ya da yazıtlı mimari parçanın önce mezar taşı olarak, sonra da farklı amaçlarla yeniden işlevlendirildiği ortaya çıktı. Mevcut yerinde korunması güç olan bu parçalar, şimdi müze tarafından sahiplenilmiş durumda.