Yeşilyurt’un 300 Yıllık Ağı: İpek Dokumacılığına Genç Dokunuşlar
Yeşilyurt’un 300 yıllık ipek geçmişiyle genç dokunuşlar; tarih ve zarafetin buluştuğu, ilham veren dokuma yolculuğu.
Muğla’nın Yeşilyurt köyünde asırlık tezgahlar yeniden can buldu. Üniversite öğrencileri, usta öğreticiler eşliğinde ipek ve yün dokumacılığına giriş yaptı; amaç, kültürel mirası korumak ve genç kuşaklara aktarmak.
Buradaki kadınlar, ailelerinin kuşaklardan gelen geleneksel el sanatını devam ettiriyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatları Sanatçısı Zeynep Karacan, üç asırdır süregelen bu geleneği gençlere öğreterek ayakta tutmayı sürdürüyor. Yörenin dokuma kumaşları, Hollywood filmlerinde de kostüm olarak kullanıldı; örnekler arasında Truva ve Harry Potter gibi yapımlar bulunuyor ve bu ürünler ziyaretçilerin dikkatini çekiyor.
MSKÜ Kültürel Miras Topluluğu üyelerini ağırlayan Karacan ve ailesi, öğrencilere dokuma yapımını ve çıkrık kullanımını uygulamalı olarak gösterdi. Yeşilyurt dokumasının köklü geçmişini anlatan Karacan, el dokumacılığını gelecek kuşaklara taşıma hedeflerini dile getirdi. “7 kuşaktır bu dokumayı nesilden nesle aktaran bir ailenin fertleriyiz. Şu an 3 kuşak bizimle dokuma yapıyor. Pek çok kadına dokumayı öğrettik. Öğrenciler, çocuklar ve kadınlar bu geleneği geçmişten günümüze taşıyor.” diyerek sürdürülebilirliğe vurgu yaptı.
“Asırlık geleneğin yaşatıldığı tezgahları gençlere teslim ettik.” açıklamasını MSKÜ Kültürel Miras Topluluğu Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Aslı Çandarlı da destekledi. Kültürel mirası gençlere aktarma amacıyla etkinlikler düzenlediklerini belirten Çandarlı, dokumacılığın Türk kültüründe önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Gençlerin tezgahlarda deneyim kazanması, ustadan doğrudan bilgi alması açısından bu çalışmalar büyük değer taşıyor.
Öğrencilerden Muhammet Elyasa Alpak ise ipek ve yün dokumacılığını tanımak ve gelecek kuşaklara aktarmak için arkadaşlarıyla gayret gösterdiklerini söyledi. Uygulamalı eğitimlerle tezgahlarda deneyim elde ettiklerini anlatan Alpak, başlangıçta dokumayı sadece kadınların yapabileceğini düşündüğünü fakat süreçte bunun bir sanat ve kültürel aktarım olduğunu kavradıklarını belirtti.