Yomra’da 86 ve 71 Yaşındaki Kardeşlerin Terzilik Aşkı: Nihat ve Yakup Sağıroğlu’nun 60 Yıllık Yolculuğu
Yomra’da 86 ve 71 yaşındaki kardeşlerin terzilik tutkusu; Nihat ve Yakup Sağıroğlu’nun 60 yıllık yolculuğu ve aşk dolu zanaat hikâyesi.
Trabzon’un Yomra ilçesinde, omuz omuza emek veren iki kardeşin hayatı, 60 yıllık terzilik serüvenini gözler önüne seriyor. 86 yaşındaki Nihat ve 71 yaşındaki Yakup Sağıroğlu, babalarının kuzeninin yanında başladıkları mesleğe bugün de büyük bir tutkuyla bağlılar.
1952’de, 12 yaşında başlayan Nihat, çıraklıktan kalfalığa uzanan süreci kendi iş yerini kuracak kadar ilerletti. Kardeşi Yakup’a mesleğini öğreten Nihat, 60 yıl boyunca aynı dikiş makinesi ve ütüyle Belediye Pasajı’ndaki dükkanda müşterilerini ağırlıyor. Haftanın altı günü çalışarak mesleğini sürdüren Nihat, AA muhabirine sevdiği işi yapmanın mutluluğunu dile getiriyor.
“Zanaatı öğrenmenin önemi büyüktü; bu sayede üç çocuğu büyüttüm. Praktiklerimi hızla kavramam, küçük tecrübelerle ustalaşmamda etkili oldu.” O dönemlerde konfeksiyon yaygın olmadan önce çok çeşitli giysi işleriydi; elbise, ceket, pantolon ve cepken gibi parçaları dikerdi. 1979’da konfeksiyonun azalmasıyla birlikte tamir işine odaklandıklarını anlatan Sağıroğlu, o dönemin sabaha kadar süren çalışmaları ve vatandaşa yapılan elbise dikimlerini hatırlıyor.
“Dünyaya bir daha gelsem aynı mesleği yaparım,” diyen Sağıroğlu, 29 yıldır aynı yerde hizmet verdiği müşterileriyle sağlam bağlar kurduğunu ifade ediyor. Mesleğini benimseyen ve özen gösteren ekip olarak çalışmaları, vatandaşlar tarafından da takdirle karşılanıyor. 86 yaşına rağmen çalışmalarına ara vermeyen usta, ölene kadar çalışacağını ve gençlerin sanatını öğrenmesini arzuladığını vurguluyor.
Çırak bulmanın zorluğu üzerine konuşurken, gençleri sadece üniversiteye yönlendirmemenin önemli olduğunu belirtiyor: “Sanat altın bileziktir.” Ailesindeki tecrübesiyle, kardeşi Yakup da ona eşlik ediyor; 57 yıl önce başlayan yolculukları şimdi kardeşlerin birlikte sürdürdüğü bir zanaata dönüştü. Yakup, ağabeyinin yetiştirme biçimini ve bugün kendi yanında iğne atamaz hale geldiğini esprili bir dille anlatıyor.
Yaşı ilerlemesine rağmen mesleğe olan aşkını kaybetmeyen Yakup, kardeşinin iş aşkı nedeniyle mesleğe devam ediyor. İki kardeşin arasındaki dayanışma ve gençleri zanaata yönlendirme çabası, bu uzun yolculuğun en temel izleri olarak öne çıkıyor. Çocuklarından birini terzi olarak yetiştirememiş olmanın pişmanlığını dile getirirken, gençlerin zanaatı öğrenmesi gerektiğini vurguluyorlar. Ayrıca, kardeşlerin bu yolculuğu boyunca toplumsal hafızaya da önemli bir katkı sunuyorlar.