Göğüs Kafesindeki Tümörle Mücadele: Paratiroid Bezinden Büyük Başarıyla Çıkarılan Olay
Göğüs kafesindeki tümörü paratiroid bezinden başarıyla çıkaran kapsamlı mücadele: güvenilir tedavi ve umut dolu sonuçlar.
Güzellik uzmanı olarak tanınan Cihan Demet, hayatını tehdit eden bir sorunla karşı karşıya kaldı. İlk olarak çarpıntı, huzursuzluk ve sık tekrarlayan böbrek taşı şikayetleriyle başvurduğu hastanede, vücudun kalsiyum dengesini düzenleyen paratiroid bezlerinden birinde tümör saptandı. Normalde boyunda bulunması gereken bu bezin, göğüs boşluğunda da konumlanabileceği nadir bir durumla karşılaştık ve kanser şüphesi nedeniyle başlangıçta dış merkezlerde müdahale önerilmedi.
İstisnai bir durumda, hastanın kızının çalıştığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde durum değerlendirildi ve göğüs boşluğunda yer alan tümör, genel cerrahi ve göğüs cerrahisi ekiplerinin ortak planlamasıyla çıkarıldı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonun ardından Demet’in çarpıntı ve böbrek taşı şikayetleri geriledi; genel sağlık durumu iyileşti.
Demet, tedavi sürecini şu sözlerle özetledi: “İki yıl önce başlayan şikayetlerim nedeniyle yoğun bir yaşam tarzımdan uzaklaştım. Kontrol altına alınamayan tansiyonum ve tekrarlayan böbrek taşlarım vardı. Farklı merkezler bu ameliyata olumlu bakmıyordu çünkü tümör çok kritik bir bölgede bulunuyordu. Burada ise 5,5 saatlik bir operasyonla tümör çıkartıldı. Yoğun bakım süreci yaşanmadı ve şu an günlük yaşama tamamen geri dönmüş durumdayım.”
Profesyonel Bakışla operasyonu yöneten Bilkent Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Meme Endokrin Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Tanju Tütüncü, paratiroid bezlerinin temel görevinin kalsiyum dengesini sağlamak olduğunu belirtti. “Normalde bu bezlerin yaklaşık %95’i boyun bölgesinde bulunur. Geri kalan kısmı ise alt bölgelerde, bazen göğüs içi ve kalbin altına kadar kayabilir. Nadir de olsa paratiroid bezinde kansere dönüşüm görülebilir, ama çoğunlukla iyi huylu lezyonlarla karşılaşırız.” dedi. Tütüncü, toraks bölgede bulunan tümörde özel bir planlama gerektiğini ve bu nedenle göğüs cerrahisiyle ortak çalışılarak müdahale edildiğini aktardı. “Normal bir durumda bu tür bir operasyon kısa sürerdi; ancak konum gereği ince bir diseksiyon söz konusu olduğundan toplamda 5 saate yakın bir süre almıştır.” şeklinde konuştu.
Göğüs Cerrahisi Kliniği’nden Prof. Dr. Yücel Akkaş ise tümörün insan vücudunda ulaşılması en zor bölgelerden birinde yer aldığını ifade etti. “Kesilerle dahi ulaşmanın zor olduğu bir noktadan bu lezyonu çıkarmayı başardık. Küçük bir lezyon olsa da hayatı ciddi ölçüde etkileyebiliyor. Ameliyat sonrası hastanın yaşam kalitesi tamamen değişti ve şimdi çok iyi durumda.”