Yan Baktın İfadesinin Ötesi: Şiddetin Sistemselliğini ve Çocukların Sosyoekonomik Dönüşüm İçindeki Yolculuğunu Anlatan Bir İnceleme
Yan baktın ifadesinin ötesini, şiddetin sistemi ve çocukların sosyoekonomik dönüşüm yolculuğunu derinlemesine inceleyen dikkat çekici bir analiz.
İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı ve Adalet ve Suç Laboratuvarı Direktörü Doç. Dr. Ayhan Erbay, toplumdaki görünür gerilimlerin ötesinde, şiddetin kaynağının eğitim eksikliği, yoksulluk ve dışlanmışlık duygusuyla birleştiğini vurguluyor. Çocukların psikolojik dünyasında tolerans eşiğinin düştüğü bu süreçte kaybedecek bir kariyer ya da hedef olmadığında, fiziksel saldırılar sadece ani bir öfke patlaması olarak değil, uzun süredir birikmiş bir reaksiyon olarak ortaya çıkıyor. Bu bakış açısı, şiddetin araçlarıyla ilgili farkındalığı artırıyor: dilden ziyade eline geçen en kolay araç olan bıçağın kullanımı, niyetin ölümcül bir boyuta taşıdığı anlarda daha görünür hâle geliyor.
İstikrarlı olarak artan ve değişen dinamikler, 2024 Şiddet Haritası üzerinden değerlendirildiğinde, 18 yaş altı bireylerin cinayet vakalarında ateşli silah kullanımı %39,4 ile ilk sıraya yükselirken, bıçak kullanımı %30,3 ile ikinci sıraya yerleşti. Yaralama vakalarında ise kesici-delici aletlerin baskınlığı %47,6 olarak kayda geçti. Bu verilere göre, silahlanmanın artışında kişinin günlük yaşamında kendini güvende hissetmeme duygusunun savunma mekanizması olarak öne çıktığını söylemek mümkün.
Erbay: “Şiddetin çözüm olarak görüldüğü anlar, olayları daha ölümcül bir boyuta taşıyor.” Silah kullanımının ise çatışmalara bir çözüm arayışını taşıdığı, öfkenin daha sert bir düzeye tırmandığı noktayı işaret ediyor.
Görünürlük ve kıskançlık konusuna değinen Erbay, mağdur çocukların dış görünüşleri veya sosyal statülerinin hedef haline gelmesinin arkasında yatan nedenleri şu sözlerle özetliyor:
“Ergenlik dönemi için görünür olmak, sosyal çevrede statü göstergesidir. Fail, kendi silik kimliğini ve başarısızlıklarını düşünürken mağdurun ‘ışıltısı’ üzerinde bir tehdit algısı geliştirir. Bu nedenle saldırı, çoğunlukla tanıdıklar arasında ve yakın sosyal çevrelerinde yaşanır.” 2024 verileri bu eğilimi doğruluyor: çocuk cinayetlerinde faillerin %27,3’ü, yaralama vakalarında ise %11,9’u mağdurun arkadaş veya komşu çevresinden çıkıyor. Tüm kişilerarası şiddetin %63’ü tanıdıklar arasında gerçekleşiyor.
“Yan Baktın İfadesi Buzdağının Görüneni” başlığı altında, Atlas Çağlayan’ın ölümüne yol açan tartışmayı tetiklediği iddia edilen ‘yan baktın’ ifadesinin buzdağının görünen kısmı olduğuna dikkat çekiliyor. 2024 raporunda, Çorum, Edirne, Aksaray gibi illerde şiddetin nüfus yoğunluğundan bağımsız biçimde yüksek çıkması, durumsal faktörlerin önemini gösteriyor. Sosyoekonomik düşüş, okuldan kopuş ve gelecek umudunun yitimi, çocukları büyük bir boşluğa itiyor. Okul terk oranı %83 gibi dikkat çekici bir veri olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda aile ve okul kurumlarının denetiminden çıkan çocuklar, sokakta kendilerine yeni bir ‘değer sistemi’ kuruyor; burada ‘saygı’, sert para birimi olarak belirginleşiyor.
Sonuç olarak, çocuğun psikolojik dünyasında tolerans eşiği sıfıra inmiş durumda: kaybedecek bir kariyer ya da hedef yok; bu nedenle şiddet, ani bir öfkenin sonucu değil, eğitimsizliğin, yoksulluğun ve ‘görülmeme’ hissinin birleşiminden doğan bir patlama olarak görülmeli.