İznik Gölü’nde Su Seviyesindeki Eğitimsel ve Ekolojik Endişeler: Uzun Dönem Kuraklık ve Su Yönetimi Sıkıntıları
İznik Gölü’nde su seviyesi, uzun kuraklık ve su yönetimi sorunlarıyla ilgili eğitimsel ve ekolojik kaygıları ele alıyoruz.
İznik Gölü, Marmara Bölgesi’nin en büyük suları arasında yer alır ve son dönemlerde su kaybı büyümeye devam ediyor. Göl, tatlı su ıstakozu, yayın ve sazan gibi balık türlerine ev sahipliği yapıyor; tarımsal sulama için de önemli bir su kaynağı oluşturuyor. Orhangazi İskelesi’nin önceki yıllara kıyasla ne kadar uzaktan göründüğünü ve şu anda iskelenin sudan metrelerce uzakta kalışını gösteren fotoğraflar, gölün su seviyesindeki değişimi net biçimde gözler önüne seriyor. Kayıkların karada kaldığı bu durum, su seviyesinin düşmesinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
BUÜ Mühendislik Fakültesi’nden Doç. Dr. Efsun Dindar AA muhabirine yaptığı açıklamada, İznik Gölü’nün son yıllarda belirgin şekilde su çekilmesine maruz kaldığını belirtti. Uydudan elde edilen görüntüler ve kıyı mesafelerinin ölçümüyle bu çekilmenin sebeplerini şu şekilde özetledi: tarımsal sulama faaliyetlerinin aşırı ve bilinçsiz su kullanımına yol açması, gölü besleyen yeraltı suunun da kullanılmasıyla su bütçesinin bozulması ve iklim krizinin tetiklediği artan buharlaşmanın buna eklenmesi. Bu kombinasyon, göle giren temiz su ile kullanılan su arasındaki farkı büyütüyor ve su yönetimi açısından kritik seviyelerin altına indiğini gösteriyor.
“Buharlaşmanın etkisiyle sudaki seviye giderek düşüyor” diye ekleyen Dindar, son yıllarda su çekilmesinin hızlandığını vurguluyor. Gölün biyolojik çeşitliliğini ve su bütçesini korumak için yaklaşık 83 metre civarında bir seviyenin korunması gerektiğini ifade ediyor; ancak bu seviyelerin her yıl biraz daha aşağıya kaydığına dikkat çekiyor. Sanayi, tarım ve yeraltı sularıyla ilgili tüketim alışkanlıklarının gölün dengesi üzerinde doğrudan etkisi olduğuna vurgu yapıyor ve suyun bütçe dengesi doğru kullanılmadığı için bu durumun giderek kötüleştiğini belirtiyor.
Dindar, bölgede şu an iskelenin olduğu yerden uzaklaşmanın metrelere ulaştığını ve 10 yıl öncesine göre suların daha çok çekildiğini ifade ediyor. Arkeolojik kalıntıların suların çekilmesiyle ortaya çıktığına işaret eden uzmanlar, bu durumun artık mevsimsel dalgalanmadan kaynaklanmadığını ve yapısal bir kuraklığın göstergesi olduğunu belirtiyorlar.
Göl havzasının yağışlarla birlikte dere ve yeraltı suları tarafından beslendiğini hatırlatan Dindar, gölü besleyen yeraltı su tablalarının kullanılmasının gölü beslenememeye yol açabileceğini dile getiriyor. Çekilmeyle su kalitesinin de bozulduğunu, su azaldıkça içindeki kirleticilerin daha yoğunlaştığını vurguluyor.
Geçen yıla göre göldeki çekilmenin daha belirgin olduğu görülüyor. Dindar, “Son 52 yılın en kurak yazını yaşadık.” ifadesiyle sıcaklık dalgalanmalarının ve beklenen yağışların düşüklüğünün etkisini aktarıyor. Buharlaşma nedeniyle suya olan ihtiyaç arttıkça gölden çekilen su miktarı ve buharlaşmanın yüksek olması, önceki yıla kıyasla önemli bir fark yaratıyor.
Kaynak: AA / Fatih Çapkın – Kültür Sanat