Sedasyonla Diş Tedavisi Endişesi ve Davanın Ayrıntıları: Bursa’daki Yargı Süreci
Bursa’daki sedasyonlu diş tedavisiyle ilgili endişeler, süreç ve dava ayrıntılarıyla güven veren rehber, süreci sade ve anlaşılır anlatıyor.
Olay, 2023 yılının Kasım ayında Bursa’da özel bir diş kliniğinde meydana geldi. Deniz Sönmez isimli çocuk, ağrı nedeniyle getirildiğinde dişlerinde çürükler tespit edildi. Tedavi planında sedasyon altında 1 dişin çekilmesi, 1 dişin kanal tedavisi ve geriye kalan 2 dişin dolgu işlemlerinin yapılması öngörüldü. Ancak operasyon sonrasında Deniz’in durumu kötüleşti; ağızdan kanama, ateş ve titremeler görüldü. Yetkililerin bilgilendirmesi, ağrı kesici ve kanama yönetimiyle taburcu edilmesi yönünde oldu. Eve dönüşten kısa süre sonra Deniz’in durumu ağırlaşarak hastaneye kaldırıldı ve yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı. 13 Kasım’da ise çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti.
İl Sağlık Müdürlüğü, diş kliniğini 1 ay süreyle kapatma kararı aldı. Bursa Cumhuriyet Savcılığı, konuyla ilgili soruşturmayı başlattı ve diş hekimi A.G., anestezi uzmanı L.O. ile diş sağlığı biriminde görevli müdür K.G.Y. hakkında, bilinçli taksirle ölüme neden olmak ve sağlık hizmetleri temel kanununa muhalefet suçlarından haklarında dava açtı. Davada tutuksuz sanıklar arasında diş hekimi A.G., anestezi uzmanı L.O. ve diğer ilgili kişiler yer alıyor; sanıklar, savunmalarında kendi üzerlerine düşeni reddederken olayın yaşanmasında kendilerinin kusurlu olmadığını ileri sürdüler.
İlk duruşmada savunmalar netleşti: Anestezi uzmanı L.O., “Sedasyon konusunda yasağın sonradan ortaya çıktığını ve bu nedenle uygulamanın yasak olduğunu bilmediğini” savundu. Aynı şekilde diş hekimi A.G. de, kliniğe yeni başladığını ve o dönemde uygulamaların mevcut olduğunu belirterek, sedasyonla ilgili sürece karşı bir bilgilendirme yapılmadığını ifade etti. Komploy ve sorumluluk başka kişilerde olduğuna dair iddialarını yineledi ve davanın kendi aleyhine olmayacağını düşündüğünü belirtti.
Olayın tarafları arasında Deniz Sönmez’in ailesi de vardı. Ailenin temsilcileri, yargılamanın uzamasını istemediklerini ve adaletin hızlı şekilde tecelli etmesini talep ettiklerini dile getirdiler. Ailenin avukatı ise, davada sanıkların tutuksuz kalmasının doğru olmadığını savundu ve ilgili kişilerin beraatini değil, gerekli cezaların uygulanmasını talep etti.
Savcının esas hakkındaki mütalaasında bazı sanıkların beraatine gidilirken, diğerlerinin bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan 3 ila 9 yıl, müdürün ise taksirle ölüme neden olma suçundan 2 ila 6 yıl hapis cezasına çarptırılması yönünde karar talep edildi. Mahkeme ise sonraki duruşmada kararını açıklamak üzere duruşmayı erteledi.