Ulucanlar Cezaevi: Yüzyıllık Kavak Ağacının Şahitliğinde Anılar ve Müze Yolculuğu
Ulucanlar Cezaevi: Yüzyıllık kavak ağacı eşliğinde anılar ve müze yolculuğu. Tarihi atmosferi keşfet, duyguları hiss et ve geçmişi yaşa.
Başkent Ankara’da inşa edilen Ulucanlar Cezaevi, 1925’te Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk hapishanesi olarak hizmete başladı ve bugün müze olarak ziyaretçilere açık. Cezaevinin inşası sırasında dikildiği düşünülen kavak ağacı, darağacı yanında durarak yüzyıllık bir tanık olarak varlığını sürdürüyor. 2004 yılında TBMM tarafından idam cezasının kaldırılması sonrası Ulucanlar, 2006’da Sincan Ceza İnfaz Kurumları’na devredildi; iki yıl sonra restore çalışmaları için Altındağ Belediyesi’ne devredildi. 15 Haziran 2011’de ise müze olarak ziyarete açılan yapı, geçmişten günümüze uzanan anılara ev sahipliği yapıyor.
1925’ten 2006’daki kapanışına kadar birçok isme ve 18 idam infazına tanıklık eden darağacının hemen yanında yükselen kavak ağacı, müze bahçesinde bugün de yaşamın izlerini taşıyor. Ziyaretçiler, ağaç altında toplanarak geçmişin ağırlığını ve sessiz tanıkları hissediyorlar. “Buradaki tüm yaşanmışlıklara şahit olan bir ağaç” sözleriyle Ulucanlar Cezaevi Müzesinin sorumlusu Merve Bayıksel, ağacın yüz yıllık varlığını ve etrafındaki hikâyeleri özetliyor.
Bayıksel, o dönemin idamlarının burada gerçekleştiğini hatırlatarak, buranın “tutukevi” olarak anıldığı dönemde bile isminin farklı kullanım biçimleriyle anıldığını aktardı: “Cebeci Tevkifhanesi” olarak bilinen yerin daha sonra “Ankara Kapalı Merkez Cezaevi” olarak adlandırıldığı ve en sonunda Ulucanlar Cezaevi olarak adlandırıldığına dikkat çekti.
İnfazların çoğu gece saatlerinde ve kapalı olarak gerçekleştirildiğini belirten Bayıksel, darağacının kavak ağacının sol tarafında yer aldığını ve karşısında idari binanın bulunduğunu ifade etti. Ağacın şu dönemde bile rüzgârla hüzünlenmiş gibi görünmesinin nedeni olarak, gezgin peyzaj mimarlarının bile ağaç üzerinden geçmişin acılarını “duyumsadıkları” yorumunu paylaştı.