Osmanlı Türkçesiyle Yeniden Yükseliş: İbrahim Etem Aktaş’ın Dil Sevdası ve Mücadele
Osmanlı Türkçesiyle Yeniden Yükseliş: İbrahim Etem Aktaş’ın dil sevdası ve mücadelesiyle dil mirasını gün yüzüne çıkaran etkileyici bir yolculuk.
Günlük konuşmasında Osmanlı Türkçesinin köklerine atıfta bulunan İbrahim Etem Aktaş, dilin milletin varoluşundaki en temel unsurlardan biri olduğunu vurguluyor ve bu bilinçle gençlere yönelik çalışmalara yöneliyor. Aktaş, çocukluğunun Hollanda’da, kökleri Türkiye’ye uzanan bir ailenin içinde geçtiğini belirterek, dilin zenginliğini yeniden hatırlatmak amacıyla çaba gösterdiğini ifade ediyor.
Unutulmaya yüz tutmuş Osmanlıca kelimeleri genç kuşakla buluşturmayı hedefleyen çalışmalarını “seslendirme” yöntemiyle somutlaştıran Aktaş, bu kelimelerin taşıdığı derin anlamları ve kültürel mirası bugüne taşımanın peşinde olduğunu belirtiyor. Dilin bir milletin varlığıyla eş değer olduğuna dair inancı lise yıllarında daha da güçlenmiş ve bu tutum, üniversite yıllarında daha sistematik bir yön kazanmıştır.
“Kadim Lisanımızda Bir Tasfiye Yaşandı” diyen Aktaş, Nihat Sami Banarlı ve Yavuz Bülent Bakiler gibi değerli müelliflerin eserleriyle lisanımız hakkında bir fikriyat oluşturmaya başladığını anlatıyor. Bu sürecin, dilin eski zenginliğini bugüne taşıma azimini pekiştirdiğini ifade ediyor.
“Biz bu lisanın muallimi değil, talebesiyiz” sözleriyle üniversite yıllarında başlayan yolculuğun, dersleri geçmişe götürerek değil, o dönemin dil zenginliğini günümüze taşımak yönünde ilerlediğini belirtiyor. Aktaş, seslendirme yoluyla kelimeleri yeniden gündeme getirmenin hem unutulan kelimeleri canlandırdığını hem de yeni bir ifade biçimi oluşumuna katkıda bulunduğunu vurguluyor.
“Keşfettikçe Neyin Eksik Kaldığını Fark Ediyorsun” diyen Aktaş, her keşfi bir serüven olarak nitelendiriyor ve bu yolculuğun kendisinde hem mutluluk hem hüzün uyandırdığını söylüyor. Bu lisanın evladı olmanın büyük bir imtiyaz olduğunun altını çizerken, kelimeleri keşfettikçe nelerden mahrum kaldığını fark etmenin de bu süreçte kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor.
Milleti millet yapan iki asli unsurun dil ve din olduğuna inanan Aktaş, bu iki kavramın özellikle Türk milleti için ayrılmaz bir bağı oluşturduğunu dile getiriyor. Diline sahip çıkmanın ve onu yaşatmanın Türk gençleri için temel bir görev olduğuna dair düşüncesini paylaşıyor.