Erken Kış Filmi ve Taşıyıcı Annelik Üzerine Söyleşi – Antalya Altın Portakal Yaşamı
Erken kış filmi ve taşıyıcı annelik üzerine Söyleşi: Antalya Altın Portakal Yaşamı’na dair sıcak, samimi ve düşünceli bir bakış.
Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında bu yıl Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda gösterime giren Erken Kış filminin ekran karşısında olanakları değerlendirildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde devam eden festival programı, sinema gösterimleriyle birlikte söyleşiler ve oturumlarla zenginleşti.
AKM Aspendos Salonu’nda gerçekleştirilen gösterimde yönetmen Özcan Alper imzalı yapım, senaryosunu Özcan Alper ile Uğur Aydedim’in kaleme aldığı ve başrollerinde Timuçin Esen, Leyla Tanlar, Nastya Bogdanova, Umay Anadolu Kaboğlu, Murat Kılıç ile Atakan Yılmaz’ın yer aldığı filmin ardından bir söyleşi gerçekleştirildi. Alper, sinemasında toplumsal konuları bireysel anlatılar üzerinden ele almayı tercih ettiğini ifade etti. Savaşın tüm dünyayı etkilediğini belirten yönetmen, taşıyıcı annelik gibi gün geçtikçe tartışılan konuları, bedenin kapitalist sömürüye karşı savunması açısından işlediğini söyledi.
Filmin tarzı konusunda Alper, bu proje için klasik bir Türk filmi tarzından uzaklaştıklarını ve Kafkasya sinemasına benzer bir hava yakalamaya çalıştıklarını belirtti. Yoğun bir çekim süreci yaşandığını ve hava koşullarının yağışlı olduğunu da ekledi.
Oyuncu Leyla Tanlar ise filmin büyük bölümünün araba ve yol sahnelerinde geçtiğini ve izleyiciyle ilk kez bu yapımı deneyimleme fırsatı bulduğunu aktardı. Tanlar, Lia karakterinin taşıyıcı anne ve donör rolünü aynı anda üstlendiğini vurgulayarak Gürcistan’da taşıyıcı annelik ajansıyla ilgili görüşlerini paylaştı. Türkiye’de taşıyıcı anneliğin yasak olması ancak Gürcistan’da suç olmaması nedeniyle, Lia’nın iki ülkede de hukuki sınavlarla karşılaşacağını ifade etti. Bu durumun, karakterin nasıl bir karar arayışına ittiğini gösterdiğini belirtti.
Erken Kış filminin özeti şöyle: İstanbul’da marangoz Ferhat ile banka müdürü Handan’ın, Gürcü ve Ukraynalı genç sanatçı Lia ile taşıyıcı annelik yoluyla ebeveyn olma arayışına dair yaşanan süreç ve Ada adlı kızlarının doğumunun ardından, Rusya–Ukrayna savaşı nedeniyle Lia’nın İstanbul’da kalışının uzaması anlatılır. Ada’ya kavuşma arzusu taşıyıcı anneliğin Avrupa’ya açılan kapısı olarak görülen Lia için zorlukları artırırken, Lia’nın Ada’dan ayrılmak zorunda kalmaması için verdiği mücadele filme yön verir.
Kaynak: AA / Gülsem Adam – Kültür Sanat; Haberler.com