Gıda Hakkı ve İklim Krizi: Türkiye’nin Tarımsal Sürdürülebilirlik İçin Acil Eylem Çağrısı
Gıda hakkı ve iklim kriziyle mücadelede Türkiye için tarımsal sürdürülebilirlik ve acil eylem çağrısını ve çözüm odaklı rehberleri sunuyor.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yusuf Demir, Dünya Gıda Günü dolayısıyla dikkat çeken küresel tehditleri gündeme getirdi. Küresel iklim değişikliği, savaşlar ve ekonomik dengesizlikler, dünya genelinde gıda hakkını tehdit eden en kritik unsurlar olarak öne çıkıyor. Demir, daha iyi bir yaşam ve gelecek için gıda hakkının artık yalnızca bir hedef değil, zorunluluk olduğuna vurgu yaptı.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) her yıl 16 Ekim’de hatırlattığı bu günün bu yılki temasında, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının ya açlıkla ya da yetersiz beslenmeyle mücadele ettiği gerçeğine dikkat çekildi. FAO’nun verileri, 3 milyardan fazla kişinin sağlıklı beslenemediğini gösteriyor; bu da dünya nüfusunun yaklaşık %50’sine tekabül ediyor. İnsanlığın en temel hakkı olan beslenme, bugün, 2025 itibarıyla küresel ölçekte derin bir krize dönüşmüştür.
Demir, “Bugünden alınacak tedbirler, gelecekteki gıda güvenliğimizi belirleyecek.” diye konuştu. İklim değişikliğinin üretim üzerindeki etkilerine dikkat çeken akademisyen, sürdürülebilir tarım politikalarının ertelenemeyeceğini dile getirdi. Küresel iklim değişikliği, kuraklık, hızlı nüfus artışı, göçler, israf ve zoonotik hastalıklar gibi risklerin tarımsal üretim ve tüketimde başlıca tehditler olduğuna işaret etti. Nüfusun 2050’de 10 milyara ulaşması ve Türkiye’nin 2040’ta 100 milyon sınırını aşması öngörüsüyle, alınacak önlemlerin gelecekteki gıda güvenliğini belirleyeceğini vurguladı.
İklim krizi giderek daha belirginleşiyor ve tarımsal üretimde meydana gelen kayıplar, yağış dengesizlikleri, don ve fırtınalar gibi olaylar nedeniyle üretim miktarını ve kalitesini sarsıyor. Demir, tarım alanlarında planlamanın artık iklim risklerini gözeterek yapılması gerektiğini belirtti. Üretimde sürdürülebilir bir sistem kurmanın, gelecek kuşakların sağlıklı beslenmesini güvence altına almak açısından hayati olduğunu ifade etti.
Sürdürülebilir gıda sistemi için teknolojik dönüşüm şart diyen Demir, Türkiye’nin tarımın ülke ekonomisindeki yerini ve tarım sektörünün istihdamdaki payını hatırlatarak, kapalı sistem sulama ve akıllı tarım uygulamalarının hızla benimsenmesi gerektiğini belirtti. Bu dönüşüm yalnızca çevresel bir gereklilik değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluktur.
Demir, gıda güvenliğini ve çiftçilerin emeğini korumak için herkesin üzerine düşeni bugünden yapması çağrısında bulundu: Kuraklığa dayanıklı tohumlar, damla sulama, agroekoloji ve permakültür gibi sürdürülebilir yaklaşımlar yaygınlaştırılmalı; kırsal yaşam cazip hale getirilmeli ve gençlerin tarıma dönmesi için eğitim ve finansal destekler sağlanmalıdır. Tarım, doğayla bağımızı koruyan temel bir yaşam alanıdır.
Sonuç olarak, gıda güvenliğini sağlamak ve geleceğimizi güvence altına almak için bugünden hareket etmek zorundayız. Bu süreçte, kuraklığa dayanıklı tohumlar, damla sulama sistemleri ve çevreci tarım yaklaşımları ön planda olmalı; ayrıca kırsalda gençlerin katılımını artıracak politikalar geliştirilmelidir. Her insanın sağlıklı ve yeterli beslenme hakkı var ve bunu güvence altına almak için ortak sorumluluk taşıyoruz.