DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Bakır Kaplarda Gıda Güvenliği: Kalay ve Paslanmaz Bariyerin Önemi

Bakır kaplarda gıda güvenliği için kalay ve paslanmaz bariyerin önemi; güvenilirlik, hijyen ve uzun ömürlü performans sunar.

11.10.2025
A+
A-

Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, kalaysız veya deformeye uğramış bakır kapların gıdayla temas ettirilmesinin zehirlenmelere yol açabileceğini söyledi. Bakırın iyi bir ısı iletkeni olduğuna dikkat çeken Manavoğlu, gıdaların homojen pişmesini sağlasa da doğrudan temasın sakıncalı olduğunu vurguladı ve kalay veya paslanmaz çelik bariyerin zorunluluğunu hatırlattı.

Antalya’da bakır kapların Türk mutfağında yaygın olarak kullanıldığına işaret eden yetkili, ancak sağlık açısından riskler konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Geleneksel mutfaklarda sıkça görülen cezve ve sahanda yumurta pişirme gibi uygulamaların bakırla yapıldığını söyleyen Manavoğlu, AB’nin belirlediği limitlere göre kilogram başına 0,5 mg bakırın güvenli olarak kabul edildiğini ve bir 70 kiloluk birey için günlük maksimum 5 mg sınırının aşılmaması gerektiğini açıkladı.

Doğrudan temasın tehlikeli olduğuna vurgu yapan uzman, kalaylanmamış veya uygun işlemlerden geçmemiş bakırın tehlikeli olabileceğini belirtti. Özellikle asidik gıdalarda bakırla pişirme veya depolama yapıldığında gıdaya bakır geçişinin ortaya çıkabildiğini ifade eden Manavoğlu, ABD’de pH değeri 6’nın altında olan gıdaların bakırla temas etmesinin yasaklandığını sözlerine ekledi.

Zamanla bakır kaplarda görülen yeşil tabakanın da sağlık açısından riske yol açabildiğini belirten uzman, bu tabakanın bakır asetatı olduğunu ve toksik etkileri bulunduğunu söyledi. Evlerde bu tür ürünlerin mutlaka elden çıkartılması veya kullanılmaması gerektiğini, aşırı bakır alımının kusma, ishal ve bulantı gibi belirtilere yol açabileceğini vurguladı.

Bakır kapların bakımı da önemli olup, çizilme, yıpranma veya deformasyon durumunda mutlaka kalaylatılmalı ya da onarılmalıdır. Aksi halde toksik madde geçişi artabilir. Özellikle çocuklar ve bebekler, yetişkinlere göre daha hızlı solunum yapabildiğinden çevresel toksik etkilere daha duyarlıdırlar. Yakın zamanda yaşanan bir gıda zehirlenmesi vakasında çocuk hayatını kaybettiğinde, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiği bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Gıda okuryazarlığını artırmanın önemi, toplumda gıdaya dair pek çok hurafeyi de beraberinde getiriyor. Doğru bilgiye ulaşmanın kritik olduğunu belirten Manavoğlu, geleneklerimizi korurken riskli alışkanlıkları da gözden geçirmemiz gerektiğini söyledi. Çizilmiş veya deformasyon görmüş ürünleri“Bir şey olmaz” diyerek kullanmaya devam etmek yerine güvenli kullanımın benimsenmesi gerektiğini ifade etti.

Gıda güvenliği konusundaki bilgilendirme çalışmalarını sürdürdüklerini, vatandaşların güvenilir kaynaktan bilgi alabilmesi için Bakanlık ve Odalarla iletişimde kalmaları gerektiğini belirtti. Bakır doğru kullanıldığında geleneksel mutfağımızın bir parçası olarak kalabilir; ancak yanlış kullanım sağlık açısından tehlikeli bir durum oluşturur ve vücudu zamanla zehirleyebilir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.