Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası: TBV’nin Sağlık Bilinci ve Önleyici Yaklaşımları
Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası’nda TBV’nin sağlık bilinci ve önleyici yaklaşımlarını keşfedin; sağlıklı beslenme ve şeker farkındalığıyla yaşam kalitesini artırın.
Gıda alışkanlıklarındaki aşırı şeker tüketiminin sağlık üzerinde yarattığı baskıya dikkat çekmek amacıyla bu yıl dördüncüsü düzenlenen farkındalık haftasında, TBV yetkilileri ve uzmanlar bir araya geldi. Etkinlik, Kasımpaşa Emekli Evi’nde gerçekleştirildi ve hastalık taşıyan veya risk altında olan vatandaşlara uzmanlar tarafından bilgi aktarımı sağlandı.
TBV Başkanı Timur Erk, konuşmasında toplumun basit karbonhidrat ve aşırı şeker tüketimi nedeniyle karşı karşıya bulunduğu sağlık sorunlarına işaret etti. Sağlık Bakanlığı ile ortak uzun yıllara yayılan çalışmalarına vurgu yaparak, Günlük şeker tüketimini Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi olan 50 gram (13 küp) seviyesinde tutmanın önemine değindi; Türkiye’de ise kişi başına tüketimin uzun süredir 140–150 gram bandında seyrettiğini belirtti. Bu durumun özellikle diyabetli hasta sayısında yükselişe yol açtığını kaydetti.
Erk, sağlıklı beslenmenin önemine yönelik olarak şu önerileri paylaştı: Ekmek, makarna ve pilav tüketimini azaltmaya özen göstermek, raf ömrünü uzatmak için nişasta bazlı şekerden ve aşırı tuz içeren gıdalardan uzak durmak; ekonomik zorluklar nedeniyle zorluklar yaşansa da sağlıklı beslenmeyi, hareket etmeyi ve trans yağlardan kaçınmayı hedeflemek.
Dengeli beslenme ve fiziksel aktiviteyi hayatımıza katmalıyız mesajını vurgulayan İstanbul Üniversitesi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Gülistan Bahat Öztürk, şekerli gıdaların kısa vadede iştahı arttırıp uzun vadede obezite, kardiyovasküler sorunlar, böbrek hastalıkları ve hatta bunama riskini yükselttiğini anlattı. Şekerin hızlı insülin salgılanmasına yol açtığını ve bunun da kısa sürede tekrar tatlı yeme isteğini doğurduğunu ifade eden Öztürk, basit şeker içeren gıdaların çoğunlukla kötü yağlarla birlikte tüketildiğini belirtti. Bu durumun obeziteyi tetikleyerek kalp krizi, inme, böbrek hastalıkları ve karaciğer yağlanması gibi ciddi sonuçlara yol açabildiğini söyledi.
Öztürk, genç yaşta obezite ve ilerleyen dönemde yüksek tansiyon, diyabet ve damar tıkanıklıklarıyla birlikte Alzheimer ve damarsal bunama riskinin arttığını belirtti. Sağlıklı yaşlanmanın temelinin dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin artırılması olduğuna vurgu yaparak, her yaş için en ulaşılabilir aktivitenin tempolu yürüyüş olduğunu ifade etti. Beslenme tabağını tanımlayarak sebze ve meyvenin yarısını, karbonhidratları dörtte birini ve proteini de dörtte birini oluşturmanın önemine işaret etti; ileri yaşlarda kas kaybını önlemek için protein tüketiminin artırılmasının faydalı olduğunu ve haftada iki kırmızı et yerine tavuk, balık ve baklagillerin tercih edilmesini önerdi.
Şeker hastalığında erken dönemde alınacak önlemlerin böbrek yetmezliğinin önlenmesinde etkili olabileceğini vurgulayan Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay, şeker hastalığının zamanla böbrek, kalp ve gözler üzerinde zararlı etkiler oluşturduğunu belirtti. Hastalığın böbreklerle olan ilişkisi genellikle 15–20 yıllık bir süreçte ortaya çıkar; doğru beslenme, egzersiz, yeterli uyku ve sıvı alımıyla böbrek yetmezliğine gidişin yavaşlatılabileceğini ifade etti.
TBV diyetisyeni Gökçen Efe Aydın, katılımcılara sağlıklı beslenme konularında bilgi verdi. Konuşmaların ardından uzmanlar, katılımcıların sorularını yanıtladı. Kaynak: AA / Ümit Türk – Sağlık. Kaynak: Haberler.com