DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Prof. Dr. Naci Görür’den Deprem Değerlendirmesi ve Türkiye’nin Deprem Riski

Prof. Dr. Naci Görür, Türkiye’nin deprem riski üzerine kapsamlı bir değerlendirme sunuyor. Depremlerin etkileri, risk yönetimi ve alınması gereken önlemler hakkında bilgilendirici bir içerik için okumaya devam edin.

26.02.2025
A+
A-

Prof. Dr. Naci Görür’den Deprem Değerlendirmesi

NTV’ye konuşan yer bilimci ve Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerin 2. yıl dönümünde önemli açıklamalarda bulundu. Görür, depreme dayanıklı kentler inşa etmenin önemi üzerinde durarak, “Deprem dirençli kentler oluşturmalıyız.” ifadelerini kullandı.

En yakın deprem tehlikesinin Erzincan, Tunceli ve Bingöl arasına dikkat çektiğini belirten Görür, Marmara Bölgesi’nde ise önümüzdeki 30 yıl içinde her an büyük bir depremin olma olasılığının %47 olduğunu kaydetti. Bu bağlamda, “2 yılda neler değişti?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Yıkılanları tamir etmek için elbette birçok şey yaptık. Ancak eski duruma geri dönmek bizi kurtarmaz. Bizim hedefimiz, kentlerimizin depremde yıkılmaması ve günlük yaşamın aksamamasıdır. Bu nedenle depreme dayanıklı kentler oluşturmak temel amacımız olmalıdır. 2 yılda yaptığımız iyileştirme çalışmaları, sadece yaraları sarmaktan ibaret kalıyor.”

Görür, depremin olası zararlarını minimize etmenin en etkili yolunun, depremler gelmeden önce gerekli önlemleri almak olduğunu vurguladı. Japonya, Tayvan, Çin ve ABD gibi ülkelerin bu konuda nasıl başarılı olduklarını örnek gösterdi.

“Gelişmiş ülkeler, bilgi ve teknolojiyi kullanarak depreme kurban vermiyor. Biz ise her yıl on binlerce insanı kaybediyoruz. Bu anlayıştan vazgeçmemiz gerekiyor. Yaraları sarmak ile depreme hazırlanmak aynı şey değildir. Depreme hazırlık, özel çalışmalar, teknolojiler, bilgi, müteahhitlik ve planlama gerektirir.”

“6 Şubat depremleri bizim için sürpriz değildi.” diyen Görür, sözlerine şöyle devam etti: “Bu depremin olacağını biz bekliyorduk ve bunu sürekli dile getiriyorduk. Yerel yönetimler, merkezi yönetim ve halk, bu gerçeği biliyordu. Eğer Güneydoğu’daki yerel yönetimler burayı depreme hazırlamak için yoğun bir çalışma yürütseydi, 1999 ile 2023 arasındaki kayıplarımız bu kadar büyük olmazdı. Hepimiz bu konuda sorumluyuz.”

“Türkiye’yi bir deprem ülkesi olarak kabul etmeliyiz.” diyen Naci Görür, “Kendimizi yanıltmayalım. Türkiye bir deprem bölgesidir ve herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda büyük depremler meydana gelebilir. Bu nedenle depreme dayanıklı kentler ve köyler inşa etmek zorundayız.” şeklinde konuştu.

“Devletin mevcut organlarını harekete geçirmek önemlidir.” Tayvan’daki depremler sırasında sadece 3-5 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Görür, Türkiye’de ise on binlerce insanın kaybolduğuna dikkat çekti. “Biz artık kendimize gelmeliyiz. Birlik olmalı ve depremin getirdiği sorunları bilim ve teknolojiyi kullanarak çözüme kavuşturmalıyız. Bu süreç, büyük yatırımlar gerektirmiyor; devletin mevcut organlarını etkin bir şekilde kullanarak depreme hazırlanmamız mümkün.” dedi.

Naci Görür, halkın depreme aykırı olarak kaçak bina yapmaması gerektiğini söyleyerek, “Doğru malzeme kullanımı çok önemlidir. Bunun için eğitim vermek gerekiyor. Milli eğitim müdürlükleri aracılığıyla okullara ve köylere ulaşabiliriz. Bu süreçte paraya ihtiyaç yok; birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

Deprem Riski Altındaki İller

Prof. Dr. Naci Görür, “En yakın tehlike nerede?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

  • “Erzincan ile Bingöl arasında, Yedisu fayının bulunduğu bölgede en son deprem 1790’larda meydana gelmiş. Bu fay, 250 yılda bir deprem üretiyor ve dolmuş durumda. Yani 2030’lara doğru bir deprem bekleniyor. Bu alan, Erzincan, Bingöl ve Pülümür için büyük bir risk taşıyor.”
  • İkinci olarak, Bingöl Karlıova ile Bingöl Göynük arasına dikkat çeken Görür, “Burada 1866-1860 civarında bir deprem olmuş. Bu bölge henüz kırılmadı.” dedi.
  • Üçüncüsü ise Arap levhasının son büyük depremlerde kuzeye doğru hareket ettiğini ve Doğu Anadolu fayının kırıldığını belirten Görür, “Bitlis Zagros kenet kuşağı ise deprem üretmedi. Adıyaman, Siirt, Diyarbakır ve Hakkari gibi bölgeler sıkışık bir hale geldi ve burada da deprem bekleniyor.” şeklinde konuştu.

Marmara Bölgesi’nde Deprem Olasılığı

Marmara Bölgesi’nde büyük bir depremin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Görür, “Bu durumu tartışmaya bile gerek yok. Tüm veriler, Marmara Denizi’nde 7’den büyük bir depremin olacağını gösteriyor. ABD’li araştırmacı Parsons ve ekibi, 1999’dan itibaren her an büyük bir depremin olma olasılığını %64 olarak belirlemişti. Geçen yıl bu oran %47’ye revize edildi. Demek ki, bu bölgede depremin olma olasılığı %47. Bu, çok yüksek bir rakam.” dedi.

“Depreme Hazırlık Bakanlığı Kurulmalı” diyen Görür, “Bölgede yapı stoğunun %60’tan fazlasının depreme dayanıklı olmadığı söyleniyor. Eğer bu bölge çökerse, Türkiye’nin %60’ına yakın gayri safi milli hasılasını sağlayan bir alan çökmüş olacak. Bu, ülke için bir beka meselesidir. Unutmayın, deprem her an olabilir. 24 saat boyunca depreme hazırlık için bir bakanlık kurarak işe başlarsak, 20 yıl içinde Türkiye’yi depreme dayanıklı hale getirebiliriz.” diye ekledi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.