Deprem nasıl ölçülür? (Video)
İlk sismograf, nam-ı diğer sismoskop oldukça ilginç bir tasarıma sahip. Bir vazo, etrafında 8 adet ejderha kafası ve 8 adet kurbağa figürü bulunuyor. Ejderha kafaları ve kurbağa figürlerinin her biri farklı yönleri temsil ediyor. Deprem ya da herhangi bir sallantı durumunda ejderhaların ağzında bulunan bakır bilyeler, kurbağa figürlerinin ağzına düşüyor. Böylece kurbağa figürünün bulunduğu yönün tersinde bir deprem gerçekleştiği anlaşılıyor. Bu vazo görünümünde aracın içinde ne olduğuna dair herhangi bir bilgi bulunmuyor.
Tabii sismoskopların depremin büyüklüğünü belirleme konusunda yetersiz kaldığını belirtelim.
Şimdiki sismograflar ise depremin şiddetini anlık olarak belirleyebiliyor. Bunu nasıl yapıyor? Aslında sismograflar oldukça basit bir yapıya sahip. Yere sabit bir kasaya konumlandırılan alet, sarkıç ucunda bir kütleye sahip. Sarkıç ucunda ise bir kalem bulunur. Bu kalemin ucu tambur halindeki kağıda değer. Yer sarsıldığında (yani deprem olduğunda) yaya asılı olan kütle konumunu korurken, kağıt tamburu hareket eder. Sarkıcın ucundaki kalem ise tamburdaki kağıda bu hareketleri çizer. Bu şekilde deprem kaydedilir.
En güncel sismograflar, hareketleri kalemle kaydetmek yerine direkt olarak dijitale aktarır. Ancak çalışma prensibi olarak bakıldığında kalemli sismograflar ile aynıdır.
Eskiden bir deprem olduğunda sismik verilerin istasyondan biri tarafından alınması gerekiyordu. Dijitalleşen dünya ile birlikte bu sorun da ortadan kalkmış oluyor. Veriler kablosuz bağlantılarla merkeze gönderilebiliyor.